20100717

hiçbir şey olmayı öğrenilen zamanlar...

Bir insan kendini tanımakta güçlük çekiyorsa günlük tutması müthiş bir şey.Ben ki kendimi insanlaşma evrelerine bölünmüş bir yaratık olarak tarif ederken bir kaç ay önce,  yazmış olmam ve yazdıklarımı birleştirip okumam sonucunda, kendimi yeni açmış bir çiçek gibi hissediyorum desem yeridir.Başta yazma kaygısı yoktu, düş selinden geçen her sesi yakalayıp kağıda mahkum etmekti, bir başka deyişle düş selinde sürüklenip durmaktan azat edilmişti sesim.Şimdiyse gereksiz bir ağırlık...Yazmış olduklarını okumak, eşsiz bir zevk benim için.biraz daha şu andaki benden önceki beni hatırlamam için iyi bir yol...Ben eğer biliyor olsaydım asla bunu seçmezdim tabi, asla aklını parça parça bölmüş bir aptalın sefil hayatını oynamayı, asla seçmezdim.
Her şey düzelmeye yüz tutmuşken kafamın içindeki sesi susturmayı beceremiyorum.
Şu an aylar önce yazdığım ama yayınlamadım,taslağım da çürümeye yüz tutmuş birkaç yazı var.Birilerini kırmamak için gülümsemekten sıkılmış olsam da suratıma sert yapıştırıcılarla yapıştırmış olduğum bir sırıtışım var.Bir gün gideceğimi biliyor olmak beni rahatlatan tek şey olsa da, Ankara'nın fazla uzak olmayışı ve bunun sadece benim isteğim olması,yani oraya gideceğim bile belli olmaması aşırı güvensiz hissettiriyor.Sanırım doğum günümde, yani beni ölümlü hayatına bağlayan o günde,üstelik nedenini bilmediğim ama şiddetli nefret duyduğum salı gününe denk gelen doğumumu sevmesem de, bu pazar gelecekten haber almak ve ya kararlarımda yardımcı olacak bir şey örneğin Otoyol 60 filmindeki top 8 gibi bir şey dileyeceğim.bu güzel olur değil mi?


Şu tatil ne de uzun sürdü...Yanlış reçete yazdın doktor!Dere sesi dinlemekle değil, insanların gereksiz olsa da amaçsız seslerini dinlemek iyiydi.Teyzem yanına çağırıyor yine,alışmışım sana dön nolurrr diye yalvardı bile kadıncağız..Yarın oraya gideceğim, o halde annemden uzak doğmuş olacağım,bu güzel, niyeyse her geçen gün benden daha çok nefret ettiğini düşünmeye başladım ama nefrette bir his değil mi sonuçta,hiçbir şey hissetmemesinden iyidir...Neyse kendini tanımak diyordum,balık hafızasından bir kaç dakika sonra uyanmış hafızamla bu zor tabi.


Söz uçar yazı kalır sözü fikrimce ses kayıt cihazları tarafından bertaraf edilse de yazıdan yanayım.Öyleyse şöyle başlayayım;



  • Korku filmlerini sevmem ama aşk filmlerini de sevmem...Aksiyon iyidir.
  • Saçlarımı toplu sevmem, asla kısa kestirmem,uğraşacak vaktim henüz varken doya doya bıkayım.
  • Hamamböceklerinden nefret ederim.Yaratılış maçları ne çok merak ediyorum.
  • Bir bardak soğuk limonata için cep telefonumdan vazgeçebilirim.
  • Yağmurlu günlerde içeride oturmak zorunda bırakıldığımda isyan eder, kapıları kırabilirim.
  • Gökkuşağının pek sık görünmediği için hava durumuna küsebilir,bir daha gökkuşağı çıkana dek asla dışarıya çıkmayabilir ve yalnızca kendime eziyet ettiğimi de farkında olabilirim.
  • Annemden daha iyi yemek yaptığımdan halama benzediğimi söyleyebilirim.Ama unlu ürünlerde ondan da iyi olduğumdan bundan da rahatça sıyrılabilirim.
  • Şimdiye dek aklımda tasarladığım her şeyi unuttuğumdan aklıma eziyet edebilirim.
  • Arkadaş denen sonradan kazanılmış bağımlılık maddesiyle bir tutabileceğim eziyetle, sabaha kadar eğleniyormuş gibi görünmektense, dedemle eskisi gibi Sart harabelerinde dolaşmayı ve orada yaşayanlarla ilgili kurduğum hikayeleri dedeme anlattığımda onun yüzünde oluşan mutluluk belirtilerini gördüğüm zamanlara dönmek için tüm yaşamımı verebilirim.
  • Ailemin gerçek ailem olmadığına inandırıyorum kendimi aklı bir karış havada yeni hemşirelerin bir başka bebekle beni karıştırmış ve tüm hayatımı mahvetmiş olduğuna güçlü bir bağla inanıyorum.
  • Annemin (şu aklımdaki fikri doğrulayana kadar dilimdeki adı bu), benim yaşamak istediğim hayat konusunda bir fikri olmadığı gibi, sevdiğim şeyleri yapmaktansa bana ağzından savuşturduğu emir cümlelerini saplamaktan daha mutlu olduğunu görür gibiyim.
  • Su ile bütünleşmiş biriyim, tam boğuluyorum nefes alamıyorum, su yutuyorum derken gözlerimin kapanacağına orada da yaşayabildiğimi gördüğümü sanıyorum,deniz kızı da olabilir miyim?
  • Bu eziyeti okumaya zaman ayıracak biri var mı diye düşünüyorum şu anda...Arka fonda Barış Manço Domates,biber,patlıcaaaann...
Daha devam ederdim de canım sıkıldı...




    3 yorum:

    PufidooT dedi ki...

    Okudum ben ama deyim dedim, ayrıca bazen öyle şeyler oluyor ki emirlerin tek nedeni sana gelecek zararı önlemesinden olabiliyor.

    HepsiBeş dedi ki...

    "Bir insan kendini tanımakta güçlük çekiyorsa günlük tutması müthiş bir şey" Gerçekten öyle. Bir de Cümleleri birbirine o kadar harika bağlamışsınki.. sonunu getiremedim ama harikaydı. Ben de okudum çokta güzeldi. Barış Mançoya da aşığım falan. Adamımbenim.

    .hanifee dedi ki...

    PufidooT; o emirler o tarzda değildi,bunu ayırt edebildiğimi düşünüyorum,hani genelde sırf gıcıklık olsun diye bardağa yakın olduğu halde su uzat derler ya o gibi...Vakit ayırdığın için teşekkür...

    HepsiBeş;Sana ayriyeten teşekkür ederim, samimi olmak güzel şey yazarken,konuşurken...