dadındanyenmeyengiller...

20120404



Somebody That I Used To Know by Gotye on Grooveshark


ben hiç küfretmezdim.ben hiç bu kadar çok kızmazdım.ben hiç kızdığım için ağlamazdım.ben beni kimsenin sevmediğini bildiğim halde yaşar giderdim onların arasında.annemi hiç sevemedim ben.halbuki çok istediğim zamanlar oldu, gerçekten istediğim için şöyle dolu dolu sarılmak ya da varlığını yanımda hissetmeyi...ama olmadı olmuyor.biz birbirimiz için yanlışız.o bana ne kadar doğru gelmiyorsa bende en az o kadar vasatım onun için.

ben hiç küfretmezdim.ben hiç ağlarken küfretmemiştim.ben daha hiç küfretmemiştim ki.
beynimin içinde cızıldayan sesler var.
biz samimiyetimizi kaybedeli çok olmuştu zaten.şimdi sadece, eskiden tanıdığım biri olman için uğraşıyorum, beynimde, hayatımın içinde.

ben hiç küfretmemiştim.Edebim o kadar önemliydi ki benim için, ben hiç bugünkü kadar ağlamamıştım.Ben bağlarımı birer birer koparmamıştım böyle ardarda bi gün içinde.ben hiç araya koyduğum mesafeyi söze dökmemiştim bugüne kadar.ben beni kimsenin sevmediğini bilirdim zaten.biliyorum hala.

ben bedenimden nefret ederdim evet ama hiç küfretmemiştim.ben sadece onlardan kopuncaya kadar beni idare edecek imkanlar için burdayım kimseden özellikle bir şey istediğim olmadı hiç.ben sevgi beklemiyorum ki ben sevilmediğimi hep biliyordum.yalnız büyürken öğrenmiştim bunu ben.ben küfretmemiştim.

küfretmediğimden üzerimde meydana gelecek pişmanlıklar, kendinden iğrenmelerim olmamıştı hiç.ben hiç bu kadar sessiz kalmak istememiştim.ben hiç böyle ağlamamıştım.ben bana yanlış gelen her şeyiniz yüzünden uzak kalmıştım sadece ama hiç bu kadar isyana gelmemiştim.

konuşmadım, kustum sanki.öyle kötüydü ki.

ben yine de onun suratına karşı küfretmedim.

ben onun üzerimde bıraktığı öfkeyi, kızgınlığı, hüznü kustum gözüme çarpan her şeye.

...doğru çalışmayan mouse'ma kırılmak üzre olan koluma, mütevaziliğin ta kendisine.

ben hiç küfredeceğimi sanmazdım.ben bir tür arınma yolu aramıyorum.çünkü zaten ben hiç bu kadar ağlamamıştım.biz samimi olamadık hiç birbirimize karşı.ne ben seni öyle çok sevmelere kalktım ne de sen beni bir iş koşturmak dışında çağırdın.biz hep birbirimize uzaktık.

ama artık paylaşabildiğimiz bir şeyler varsa bile burada bitiyor.ben sana dayanabilme miladımı tükettim.ne ben senin sırlarını taşıyabiliyorum ne de sen benimle kalbimi kırmadan konuşabiliyorsun.sen beni kırmadan hiçbir şey yapabilmiş değilsin.doğru cümle kesinlikle bu; ben sana dayanabilme miladımı tükettim.

ben hala ağlıyorsam, ruhumu bu ağırlıktan kurtarmak dışında başka bir şey için değil.artık paylaştığımız- paylaşacağımız her şey bitti.sen bitirdin.bittiği için sevindim aslında.

tanrıdan bu gece sessizce ölümümü getirmesini isterdim eğer bu güne dek hiç bıçak değmemiş sağlam bedenimi parçalayacakları ihtimalini düşünmesem.hiçbir parçamı bağışlamak niyetinde de değilim. hiç kimse benim kadar değerli değil.öyle bencilim ki, bir buçuk saattir sadece küfretmemin üzerimdeki ağırlığından ağlıyorum.öyle soğuk kanlıyım ki, ben bir gün bugünün geleceğini biliyordum.böyle olacağını biliyordum.hepiniz bi noktada aynısınız ne de olsa değil mi?

sims oynuyor olduğumu varsayarak avutmaya devam edeceğim kendimi.bunların hiçbiri gerçek değil.gerçek olacak gibi değil tüm bunlar.uyuyorum.uyuyorum.uyuyorum.yerin dibine geçesi düşüncelerimi susturuyorum.benden istenilen şeyi yapıyorum.kendimi daha kendim dahi dokunamadan çürütüyorum.uyuyorum.

                                                                                                                                              nyssia.

20120401

hello!




bana aptalca değil, delice tek bir şey söyleyen biri çıkarsa karşıma, hiç ardıma bakmadan onunla kaçacağım buralardan...

20120326

Ben bu insanları sevEbiliyorsam bi nedeni var.(Oğullar ve Rencide Ruhlar)


...

.."Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı."
 



"Bütün orta sınıf çalışanları gibi iş günlerini hafta sonunu bekleyerek, hafta sonunu da iş günlerini özleyerek geçiriyorlardı. Ömürlerinin son dakikasının nasıl geldiğini anlamayacaklardı bile. Sistemin zaferi.”

....



“Hayatımın en hızlı günlerini yaşıyordum. Dövüşecek düşmanlar ve sevilecek kadınlarla çevrelenmiştim. Gerçi silahım plastiktendi. Kadınlarım da öyle. Yine de böylesi hiç yoktan iyiydi.” 



Benim bir şey söylememe gerek kaldı mı ki? Bu adamlar zeki, bu adamlar işini biliyor, bu adamlar bir harika! Murat Menteş'en ayırmak istemedim kendisini zira ona duyduğum hayranlığı her lafa sıkıştırma çabasındayım şu sıralar.:)
Hiç böyle bir 5 yaş yaşanmadı diyorum başka da spoiler vermiyorum.






Şimdi kendimden not düşeyim; günlerden beri ilk defa bu kadar huzurluyum.Ben biliyorum bunun nedenini...Her söz aklımda...Gözlerin kapanış açılışı bile...Neyse...
Daha önceki günlerde konuşulmuş şeylerse bugün sınıfta öylece otururken aklıma çöktü.Hani yalnız oturuşum, cidden dışarıdan nasıl görünüyor olabileceği falan. Sahiden umursamıyormuşum ama ben bunu hatta keyifli bile geldi bir an için, izlemek, anlamsızca yapılan her şeyi izlemek ve benimle konuşmamak için gözlerini bile kaçırdıklarını bilmek...Öyle keyifli ki, kibir değil, gülünç olana gülüyorum sadece.Bu bana çok keyif veriyor doğrusu.Sınıfta vereceğim cevaplardan çekinenler dahi var.Ah ah, bir gün hepimiz büyüyeceğiz.Ve Alper Kamu'nun da dediği gibi, biz aslında çoktan çürümeye başladık...

20120325

Çok iyi adamlar bazen çok tehlikeli olabiliyorlar.Biliyorum.

Mesela, benim senin yanında çok farklı oluşum, sessiz kalışım, beynim konuşmak isterken dilimin susmaya inat edişi belki sahiden kendimden çok farklı biri oluşum değilde kendimi bulmamdır.Çünkü huzur var senin yanında, anlatabildim mi acaba? Bunu bilmiyorum.


20120318

something old...something new...something "blue"...

   
                                                             
 aayyy rimembııııııııırrrrrrrrrrrrr...........!!!!!!!!!!!!

Sahiden hatırlıyorum,çok çok tuhaf ama gerçek...Hatırlıyorum.Fakat anlamıyorum.Beynimin içi öyle dağınık ki...
Şimdi mesela ben onu düşünüyorum, elimde değil bi şekilde sokuyo kendini beynime.ha bak gece bile yazmışım defterime.Anlamıyorum bilog!
Şimdi bu şahıs, bu kadın, bu afeti bilmemne, her neyse işte o, neden yapıyor bunları, neden kendini bunları yaşamaya sürüklüyo bi gram anlamıyorum.Beynimde neden hala bir afet olduğunu da bilmiyorum, neden kıymetli hala içten içe?Hepsi acı bi tesadüf belki...Belki sadece o kadar.
Evet, genellemelerle yaşadığımız hayatta acılar var hemde gerçek acılar...Tahammül edilemeyecek kadar gerçek olanlar...Onun varlığı da belki acı bir tesadüf, o böyleyken benim onu düşünmem acı bir gerçek...Benim gibi olduğunu düşünürken benden çok farklı olması çok acı bir gerçek.Fakat hala anlamıyorum.Ben ısrarla "nitelikli insan"larla arkadaş olmaya çalışırken onu şimdi bir kaç bişey'le görmek çok çok çok acı bir gerçek.Benim onu iyi sanışım milyon kat acı gerçek...!

Vallahi anlamıyorum bilog!
Beynim istemsizce onu düşünmeye inat ediyor.Yaşanan yaşanmayan her anı, onun deyimiyle; manyaklıklar...Ve yine onun deyimiyle "yaşanmaya değecek manyaklıklar"...Neden böyle, niye hemde nasıl ve ne zaman bir anda böyle..? Anlamıyorum.Tek kelime edemeyişimin sebebi olmalı, evet hatırlıyorum bunu, sebebi güvensizlik miydi neydi?
Bunu neden yapsındı? Hemde bana? Ben öyleyken neyin intikamı ve yahut en nefret edilenin ben oluşum?
Saf mıyım, fazla mı kuvvetli? Anlamıyorum.
9. sınıftaki her şey tek kelimeyle "***"muş meğer.Geçmişimdeki her şey kirli sanki, öyle temiz tutmaya çalıştıkça, kötü bir kelime bile etmemeye çalıştıkça...Sakınan göze çöp batarmış...Sakındığım hayatıma sevgim battı.

20120314

merhaba.


Dışarısının sıcaklığına karşın odamın adeta soğutucu kimliğine bürünmesine şaşıyorum. (bu parmaklar buza çalarken yazılmış bir yazı olacaktır.)Bi kaç zamandır hayatın tadı denilen şey yok sanki, varsa da ben tat alma yetimi kaybetmiş falan olmalıyım.Okula gitmemek için bahaneler uyduruşum kadar, okula giderken ayaklarımın geri geri gitmesi takdire şayan bir şey.
Benim derdim aslında kimsenin içten olmayışı, bir merhabayı bile esirgemeleri veya sıcakkanlı olmayışım olabilir.Emin değilim.Fakat mesela, Keyif'in defterine yazarken mutluydum,benimle birlikte derbeder bi hayat süren telefonum düzelince de mutlu olmuştum.Geçmiş zamanlar...Ne de çabuk geçiyor zaman, ben hala vaktin geçmediğine dert yanarken...
...

20120106

nobodylovesme

Merhaba baylar bayanlar ve diğerleri...(google'da böyle bir seçenek var bilen bilir.)Dişim feci ağrıyor, gösterdiğim "pekbilirler" tarafından konulan tanı 20'lik diş vak'ası...Öyleyse; merhaba sana da saçma sapan bir anda etini yırtmaya zorlayan diş.Yüzümün yarısını kullanamamam dışında bir zorluk yaratmadın ne de olsa bana, nefret etmemeliyim senden değil mi?Yarına hazırlanmalıydım oysa, mühim bir gün çünkü, fakat ben acı çekiyor ve kendimi blogla dertleşirken buluyorum.Ah hayat ne garip!2. eklemek istediğim gariplik ise, bir muhterem tarafından da "balatayı sıyırmak" deyimine özne olarak uygun görüldüm.2 yıla kalmazmış öyle diyor peh peh...Bir dakika, konu dişimdi. Evet dişim yarına engel olmamalı mesela, Ne yapmalıyım onu da bilmiyorum fakat kesinlikle ilaç almak istemiyorum.İğreniyorum nedense.Neyse, gidip acı çekmeliyim biraz daha, buralardan giderken bunu da sıkıştırayım buraya;

Sour Times by Portishead on Grooveshark

20120104

İnşallah demeyen paranoyaktır.

20120101

Dikkat!..Bu sıradan bir günün kaydıdır.

Blog camiasında öğrendiğim bir şey varsa o da sonuna kadar küstah olman gerektiğidir.En azından karşılaştığım durumlar bunu gösteriyor.Ve de ben buna alışmış durumdayım işte.Hatta iyiden iyiye bu şekle bürünmüş durumdayım.Son zamanlarda elimde olmadan veya düşünmüyor  olduğumdan ters cevaplar veriyorum muhatap olmak isteyenlerime...Bazen cevap bile vermek gelmiyor içimden,öyle yapıyorum.Bazen o denli yoğun düşüncelere dalıyorum ki, konuşmak isteyenlerden tiksiniyorum.Artık yazamıyorum mesela.Sesler beynimden çıkmamaya yeminli adeta...Doğruları söyleyeyim direkt olarak;Çevremdeki benimle aynı havayı soluyacak kimse istemiyorum.Konuşmak istemiyorum.Sessizlik istiyorum.Bu zamanlar zor biraz tabii, fakat hiç gerçek bir arkadaşım yok.Ailem dediğim şey, benden milyonlarca ışık yılı uzakta gibi...Her şeyin bu kadar sanal duruşundan korkmaya başladım.Mesela ben bir telefona aşığım, o ahizenin sesine.Rüya olmadığını nereden bileyim?Ben duvarın arkasından sesle yaşıyorum.Buna çoğunlukla peki anne diye cevap veriyorum.Öyle soğumuşum ki, hemde her şeyden...Öyle soyut, öyle sanal kalmış ki bana bunların tamamı, sanki...
Kendinize gelin!...Ben hala buyum.Ben hala bir gün doktorunun gelip, nereye gitmek istiyorsun, mükemmel bir yer olmalı deyip tardis'in kapısını aralayıp götürmesini bekleyen kızım işte.Değişmeyi düşünmüyorum da.Böyle işte.


Ayrıca ailemize yeni katılmış bu temizlik aracına da "dalek" ismi verdim.Ne kadar çok benziyor değil mi?


20111118

...yarın çok geç, bu gece ölmeliyim...

20111105

Korkma Ben Varım!

                       ...

“Öldürdüğüm insanlarla iyi arkadaş
olacağımızı düşünmüşümdür hep.”
                       ...
 
Murat Menteşten harika bir roman daha!
Bazen o da bizim dünyamızda mı yaşıyor acaba diye cidden sorguluyorum kendimi.Harikulade bir düşün ortasına düşmüş silah sesleriyle şokun ortasında kalırken soluksuz takip ettiğim bu roman hayretlerimin üstüne hayret katarak bir kere daha Murat Menteş'e duyduğum hayranlığı attırıyor.Bir göz atın derim.Çok şey katacak yaşamınıza...!!!



20111018

isme gerek olmamalı.

Merhaba.
Bir hocamız başka bir okula gitti blog ve inanır mısın "acil" görevler falanlar filanlar onu geri bir veda etmeye uğramaktan alıkoymadı.Daha da garibi blog, gittiğinden bu yana en az 5 kere geldi okula...Ne garip.İnsanın "vefalı olanı" bir başka oluyor işte.Bunu tam o gün söylediğimde de herkesin yüzünde bir gülümseme vardı, benden başka herkesin...
Birilerinin ışık tutmasına gerek kalmadan da bulunabiliyor yol, bunu fark ettim şu günlerde...Fazla büyütmüşüm gözümde, her şey gibi.Yanlış doğru ilerliyorum blog.Tut beni.


Cem adrianın sesine aşina kulaklarım şu an yine ona ait kelimeleri çekiyor içine sindire sindire(hiç tutunamadığım gidenlerimsin...)
seve seve...Sen benim...ve nihayetinde bu...



20111009

Merhaba.Şimdi blog kimse beni anlamıyo, kimse umursamıyo gibi şeylerle başlayabilirdim ama başlamayacağım diğer yandan bunu söyleyerek zaten başlamış oldum.Bu cümlenin ışığında ise aklımı çoktan yitirmiş olduğumu açıkça görebilirsiniz.
Aklım, yere dökülen şekerde...Şeker ben temizlemezsem orada kalacak...Aklım kurtta, gömleğimin üzerinde gördüğüm kurtta...Sobada cayır cayır yanışını izlediğim gömleğimde...Aklım gece kilitlediğim kapımda, kapımın arkasına dayadığım komidinde...Aklım sabaha dek uykusuz kalıp, kurtuluş gibi gördüğüm lakin daha da kırıldığım kadında, adamda...Aklım onun gerçekliğini reddediyor artık. Ve çevremdekiler,hiçbirinin gerçek olduğuna inanasım yok.Aynadaki görüntüm yanılsama, aynada gördüğüm her şey yanıltıyor beni.Aklım aynadan gördüğüm,camımın yansımasında...Aklım uçmuş aslında.Hiçbir şey hissetmiyorum şuan, bir şeyler hissediyorsam da  kırgınlık,hüzün ve bıkkınlık.Gelecek için sabredilme umudumu yitirmişim galiba zira aklım artık ödevimde değil.Geleceğim ödevimde bile değil.Geleceğim var mı ki?Hep bıkkın, sıkkın şeyler yazmak istemezdim.Daha iyisi olana dek...


Yağmur yağıyor,benim yağmurum...

20110825

                                                                           ..........

Tren camından gerimde kalan şehre bakar gibi hüzünlüydü, geri döneceğini bile bile sana ağlamaklı bakan gözlerim...Sessiz ıssız kalırdım, aramanı  umut ederken...Fazla mı duygusal oldu?...
South park'ın başlamasını beklemek kadar heyecanlıydı oysa geleceğin dakikalar...heh, nelerle karşılaştırdım halbuki hepsinden daha güzel bu duygular, misaller olmasa nasıl anlatırım ki?
Nasılsa kimselerde okumuyor burda artık beni, yanlış yapsam pek de önemli değil dimi?..
Neyse..

20110802

o kirpik hala bende sevgilim...

                                                                    =)

20110801

bir tatlı huzur...

...

Çocukluğumda hep dua ederken neden avuçlarımızı göğe açtığımızı merak ederdim.Kendimce fikirlerim de mevcuttu.Şimdi düşündüğümde en çok şu fikrim hoşuma gidiyor.Dua ederken,Allah'a hem şükürlerimizi hem de tereddüt ettiklerimiz için affımızı dilediğimizden gökten nur yağardı...Ben hayalimde görürdüm bunu ve avuçlarımızla o ışık selinden nurları alır, yüzümüze sürerdik...
"Nur yüzlü" nün tanımını böyle canlandırmıştım beynimde...

Ramazan gelince melekler gelir derlerdi çevremdekiler...Meleklerle yanyana yaşamak...Bu yüzden o ışık seli hiç eksik olmazdı gökyüzünden... 


Bir tatlı huzur...
Öyle ya, şerrin olmadığı yerde huzurdan başka ne olabilir?
Ve ki meleklerin varlığını bilmek...
İman penceresinden bakabilmek hayata, ne büyük ödül!..
Böyle gelebilmek hayata...
...

Bu bayram ki, nice ateist geçinenlerin iç geçirip oruca,namaza merak salmalarının sebebi...
Ne güzel! 
Bu dahi güzel, tüm güzelliklerinin Sahibi için, bile isteye yapılsa, daha güzel...

Ve ben daha geçen hafta Fatma Abla'yla tanıştım.Sohbet tadındaki öyküsüyle buldum onu.Sesimiz olsaydı, "iki kişilik rüyalar"ımızda, ömürsün abla! derdim...
Derdim de, sonra gülüşüp, onu dinlemeye devam ederdim...
...
Şimdi yine sukut halini alıp, gidiyorum...
Herkese, huzurun ayı'nda, sabır ve sağlık diliyorum...
Hayırlı Ramazanlar...


20110704

halaa, dinleyen biri varsaaa.....

Welcome baby...

Yaşıyor olmaktan daha garip bir şey geldi başıma.Abla olmak!
Pekala, kimse beni takmıyor olsa da, pek minik alıp besleyesi geliyor insanın...Bu sabah şahsım ablası olarak ilk nazarlığını takıp, sağlıklı bir hayat diledim küçük, Soner'e...Aile ikiye bölünmüş durumda aslında, Ahmet diyen de var Soner de...Velhasıl, İki ismini de koyduk ki, kendi seçsin...Karakter kısmı, yaşamına kalmış...İyi hissettirmeli ona...Eh be, blog...bu da mı gelecekti başıma!?!

20110701

helva, ekmek,çay...

Sherlock, 'dava kapandı' demeyi nasıl bekliyorsa,
Adını koyduğum ferihası rezil rüsva olmaktan nasıl kıl payı kurtuluyorsa,
ben de artık tamamiyle hür! olabilmeyi bekliyorum ve istenmeyen şeylerimden kurtuluyorum ki, beni bir hal alıyor.Hastayım fena...Çok fena...Bir ben biliyorum bir de sen blog.Şşş sakın söyleme kimseye...

Sanırım rüyalarım da tamamlandı.
Anlaşılan yolun sonu...
Bitti,bitecek...

20110416

Ey beni, görmediğim bir kişiyi sevmekten dolayı ayıplayan kişi, beni aşkta zayıf birisi olarak tanımlamakla aşırı davrandın.Peki söylesene bana, cenneti de ancak tasvirle tanıyor değil miyiz?  (ibn hazm)




;)

20110415


  • Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan.
  • Bir dost kimdir? Öteki bendir...
                                                                       Nietzsche

Bir dostum olsaydı? Olabilir miydi? Belki de fazla sevecen biri değilim.Her neyse.

Aptallığımı kendi kendime kutluyorum.Çünkü. birilerinin sözlerine inanmaya devam ediyorum.O birilerinin bana iyi geleceğini düşündüğüm halde, acı ama gerçek.

İsteksizim, beceriksizim, diğerlerine parazit bir yaşam sürüyorum sanki.
Bıkıyorum...

Yarın için güzel bir planım var.Mutlu olmayı hedefliyorum.Sonrasını düşünemiyorum bile.Bir kaç yudum çay, belki kahve...Ne dersin?

Bana iyi gelecek bir dua fısıldar mısın?

20110406

benden ziyade..

...
Önceleri, çok önceleri...
Bir mektup yazmıştım, yazmışım...Buldum.
İlk mektupmuş kendime, kendimden geri kalana...
''Karanlığın hüznü bir başka, aydınlıkta matem saklamak nasıl zor! Tanrı varlığı konusunda kararsızım ama geceleri beni kucaklayan biri var bu soğuk odada..Bir gece elleri saçlarımdaydı, beni sevdiğini söylemişti..Yumuşak ellerini çekerken, beni beklediğini söylemişti...''
Sonra inatla Tanrı'nın beni sevdiğini söyleyen bir adamı okumuştum.Bu adamı okumamı söyleyen o adamı tanıyalı az olmuştu, dilimi ve kalbimi bu kadar kısa sürede açabildiğim ilk insandı o.''İnançları benden geride kalıyordu, beni içine alırken...''
Sonra dedim ki, siz benim hiçbir şeyimsiniz...!!!
Arındım, ne kadar bağlayan varsa ayağımı prangalara...
Süzüldüm,özgür kaldığımı düşünürken bulutların arasında...
Sonraaa, hızla düşmeye başladım, o kadar boştum ki...




Aklıma biri takıldı...
Tanrı, şimdi olsa elimi tutar mıydı?
Sever miydi beni yine?
Düşündüm, "tut elimi" diye haykırdım...İçimdeki her şey yerinden oynamıştı sanki...
Gözlerimi kapadığımda, soğuk suratıma süzülen sıcak damlalar vardı...Gözyaşlarım mı?
Hayır değil...!! Belki de Tanrı benim için ağlıyordu...O beni çok seviyor olmalıydı...




...Ve yine uyandığımda, rüyanın yorgunluğu üzerime çöküyordu.Gözlerim açık, sesim soluğum çıkmaz halde devam ettim rüyama...Biri vardı karşımda, yüzü belli, eli,elleri,kırmızı eldivenleri..Her şeyi netti...Karşımda durup dans ediyordu sanki, boğuluyordum ama, korkuyordum...Karabasanlarımın en saçma olanı bu belki...




Her gece ve her sabah felç kalmak...Nasıl iğrenç bir duygudur,bilemezsiniz.Ölüm deneyimleri bunlar bunlar, geçer acısını bırakırlar deyip yaniden bakıyorum hayata...




Gün içindeki stresli halim, en doğal halimi, içimi, içimdekileri dışa vurmama sebep oluyor.Babama "hayır kimsem yok, tek bir arkadaşım bile yok!" derken ki halim mesela..




Ve şimdi, "En sevdiğim", "en sevildiğim", onun bana minik hediyesi...Mutluyum...O hediye, utanmazca, beni sana gönderenden daha çok seviyorum seni derken ki şaşkınlığımı görmeliydiniz.Doğrusu üzüldüm.Güya inançlı halini bana aşılamaya çalışan sevgili, üzdü beni.




...




Anne ve babaya inat, onların kötü bakışlarına inat,yalnızca ölmeyi bekliyorum..




Son zamanlardaysa,  daha çabuk ölmek için şunları sık sık yapıyorum.




* Bol bol kola içiyorum.




*Saatlerce telefonda konuşuyorum




*Gün içerisinde cep telefonunu bedenimden uzaklaştırmıyorum.




*Aşırı hemde çok aşırı kansız olduğum halde çay içiyorum.




*Görülecek onca güzel şey dururken, mantıksız ayrıntılar yakalayıp kendimi strese boğuyorum.




*Günlerdir, ilaçlarımı kullanmıyorum.




*Her gece ve gündüz ağır rüyaları sürdürmek için çabalıyorum.




Yapıyorum işte...




Yavaş yavaş, ''yaşayarak'' ölmek için bunlar...




Garip bir hal var üzerimde...kendimden gayrı ''kendim'i kaybettim, onca ben arasında...

20110329

Katilimi Tanıyorum..!!

Selam olsun size, ey ebna-yı adem..!


Özet geçeceğim. Korkmayınız.Elinizi de korkak alıştırmayınız,rahatça sayfanın aşağısına süzülebilirsiniz.


Yakın geçmişten başlayalım, başımızda bir dert var ki sormayın(!)
Kısa notlar, gayet başarısız yazılmış, Türkçe'den bir hayli yoksun mektuplar alıyoruz.İsimsiz...


Bana mükemmel bir isimle hitap etmiş sevgili psikopat, egoist arkadaşımız mektubunda diyor ki ; Öv beni Öv!


Pekala deyip, boyun büktüm söz gelimi bıyık altı gülerken..
Efendim, O muhterem şahıs, o en iyisinin iyisinin iyisinin en iyisi,çok daha iyisi olduğunu iddia eden egoist salak, öyle mükemmeldir ki, bir mektup ardına saklanacak kadar acizdir.


Tanıdığım ve ses çıkarmadığım arkadaş, ki bayağı yakın bana, ne desem sana sahiden bilemiyorum.İyi eğlendik, eyvallah  ellerine sağlık.Sövmediğin, sövmeyi unuttuğun bir yer gözüne çarparsa n'olur bir daha yaz.Mektuplarını hasretle bekliyoruz.


İnsanlar işte, eğlence arayışı, bir türlü bir anlama bürüyemediğim kelimelerimle ben onlardan çok uzakta...Sınav sistemine top oynayarak karşılık veren dostlar, sizi de ayrıca gözlerinizden öpeceğim.


Bunun dışında, yaşıyoruz işte arkadaş..!
Sınavları zerre umursuyorsam ne olayım! Havalar güzel, sevmek güzel, eh hani bende fena sayılmam : ) Şahsi kanaatim odur ki, halamın da desteklediği tek cümleyle, benden adam olmaz.Olmaz tabi ya, ne alaka,durun orada!


Keşke sadece kitaplarınla tek başına yaşayabileceğin bir ada olsa yeryüzünde...Bir de hani şimdiki zamanda değilde, daha öncesinde olsa.Bu çağda yaşamak zoruma gidiyor.Benim gibiler için..Gitsek, yaşasak..Sevgiliyi unutmuyorum elbet, yoksa gece inip hava kararınca nasıl bakılır tek başına parlak yıldızlara, dahası karanlık ağaç dallarının ardındaki gölgeden kimin kolları koruyacak?Kime kahvaltı hazırlama heyecanı yaşayacaksın ki, taze yumurtaları kaynatırken..Daha öncesinde, o yumurtanın rafadan mı, omlet mi olacağını kimle tartışacaksın?..Kimin hırkasına bürüneceksin ki, aşk adına..
Sevmek güzel şeydir..


Tüm bunların içine rahatsızlanmakta tabii olur muydu?... Bilemiyorum.
Aşırı kansızlık sonucu halsizlik, odaklanamama gibi problemler yaşadım bir müddet.İyiyim iyi..!


Eskiyi tamamlama çabasında yeniden eksik kalmamaya çalışıyorum.Anlam vermeye çalışıyorum kelimelerime..Can gelsin, defterimin solgun yüzüne...
Dahada derdim yok.
Hasılı, sessiz sedasız yaşamak-ölmek- istiyorum..


''Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...''
Öyle ya, güzel...


bu kadar.
iyi geceler.

20110315

ŞvBvS

Yemin ediyorum!
Yazacak şeylerim vardı.Güzel sözlerim vardı aklımın satırlarında.
Lakin, aklım uçtu gitti,uyku oturdu gözlerime..Özlemiş olmasam uğramazdım buralara..

Diyeceklerim arasında şeyh yoluna ayak aşındırmaktan, imgesiz ve şiirsiz kalmaya dek her şey vardı. Gel-gitlerimi nev-bahar'la  atlattığımı da söyleyebilirdim.Kulaklarımın hoş bir sohbete acıktığını ve ancak açlığını yatıştıracak kadar vakitte buna doyduğunu anlatabilirdim.

Normal insanlar gibi belirli bir konuda yoğunlaşabilmek istediğimi, olan biten her şeye güldüğümü,sınava rağmen yoğun dikkat dağınıklığımı, aşırı mutlu oluşumu,ilahi bir emir ile Allah'a ibadet ve karşılığında mutlu kalacağımı, Türkçe'yi daha da dikkatle düzgün kullanmaya çalıştığımı hatta ileri gidip konuşmaları dinlerken anlamını ince bir elekten geçirip cümlenin doğru kurulup kurulmadığını, buna karşın benden çok daha iyi olduğunu bildiğim biri karşısında ağzımın bıçak açmamasını ve konuşmak zorunda olduğum yerlerde hata yapmamı, ve de bambaşka bir konuya atlayarak laleyi çok sevdiğimi söyleyebilirdim mesela...Yok aslında ben, sadece ''merhaba!'' deyip gidecektim...Özlemişim ;)