20101207

Sınav öncesi olağanüstü hal ilanı



Ne zaman akıllanırım merak ediyorum.Ama bu lütfen üniversite sınavında olmasın.
Şimdi sıkılmayı sevmeyen bir insanım, sıkılırsam tamamen bırakır, basar giderim...Her şey için böyle bu.Kendimce yeterli olduğunu düşündüğüm bir biçimde çalışma stilim var.Akşam okul dönüşü dinlen, saat 7 dedi mi 40 dakika tekrar yap,mola ver =)...Gel geri yarına hazırlan, böyle çok bilgin hissedince kendini kes ve soru çöz için aldığı kadar...Ben memnunum tabi halimden..
Sınava girmeden önce kopya avcısı sınıf insanlarına ya ben yine çalışmadım deyip sınavda en yüksek notu almaktır benim işim...Tabi bu son zamanlarda değişti, şu benim değişmez 4 sevilesi dersten gerisinde 2. yada 3. sıralara düşebiliyorum.Nedeeen, çünkü mükemmel değilim.Olmakta istemiyorum.Kimsenin üzerimde çene çalmalarını istemiyorum.Adımın tek bir ağızdan daha duyulmasını istemiyorum.Geçen sene sırf bunun için koca bir sene zoruma gitse de rol yapmıştım ben.Neyse konuya dönelim.Olağanüstü hal ilan edilen sınav öncesi akşamlar birilerinin dediğine göre yarardan çok zarar getirirmiş.Tabi deneme sınavı olacağını bildiği halde psikoloji öğretmeninin gözüne girme çabalarından ötürü deneme sınavına çalışmayı boşlamış standart bir öğrenci olarak bende şunları yapıyorum.



  • 600 senelik Osmanlı Tarihini 60 dakikada hatim etmek...
  • ikinci dereceden 2 bilinmeyenli denklemleri 2 saatte öğrenmek...
  • Dağı-taşı-nüfusu bir solukta gezip,öğrenmek...
  • Cümlenin öğelerini,sözcük yapılarını,paragrafların gizli anlamlarını ifşa etmek...
  • Üçgenlerin açılarını o koca sonsuzlukta yutmak...
Neyse, 2 saatlik bir şey...Sonra gelip eve uyuyacağım.Yapacak başka hiçbir şeyim olmadığından sınav biter bitmez eve geleceğim birde...Zamanlama konusunda asla şaşmam...Hep istediğim an istediğim olur.Kaygılanmam için bir sebep yok...

Fakat bugün edebiyat öğrenmeni ile aramda şöyle bir konuşma geçti;

-Yahu benim kızı napsam da boyunu uzatsam?
+(ben bu sırada defterleri yazıyor,imza alıyorum)kızınız mı?
-Tabi ya kızım, ne zaman büyüyeceksin sen?
+Ben mi, ya bakın babacığım benim bir sorunum yok sahiden.
-Öyle mi, haklısın, küçük insanlar zeki olurlar...
+(sırıtış)
-Sahi ben derslerine girmiyorum senin, edebiyatına da mı x giriyor?
+Hıı evet,kızacaksınız bunu söylediğime ama geçen seneyi özlüyorum...
-Karışma bir şeye, karışma!...İyidir aran senin onunla da...
+İyi işte, iyi...
-Doğru eve git, sokaklarda dolanma hemen!...
+Peki babacım, bakın hiçbir şeye karışmıyorum, sahiden ne de olsa sizin kızınızım ben.=)...(büyük boy sırıtış)
Bunu derken seneye onunda gideceğini biliyor olmamda tuhaf bir etkiydi tabi.

Mutlu muyum ben?

Sevgi beni temsil eden taşı bir çöplüğün içine attığında bile sırıttığıma göre mutluyum evet.Sonuçta Seher tuvalete atılmıştı.(bkz.Kötünün kötüsü)

Telefonuma gelen mesaj; sınava çalışıyor musun?
Cevap vermem, çünkü çalışıyordum.Sonradan görmüş olduğum meseja cevap vermek genellikle beraberinde, mesaj atan arkadaşın eski sevgilisiyle gizli anılarını, yeni bir sevgili edinmişse onun alışkanlıklarını anlatan saçma kısa mesajlar getirir...Birde anlamadığım halde dizileri anlatan arkadaşlar var, izlemiyorum ki neyini anlatıyorsun.Çok eziliyorum bu konuda boşta olsa sohbet ediyorlar insanlar ben izliyorum öyle.

Sıkılıyorum aslında bu zamanın insanı olmak istemiyorum.60larda doğabilirdim, güzel olurdu.Bir dakika Türkiye'de değil tabi ki.Belki de, neden olmasın...Heyecanlı olurdu.Ya da çok çok öncesinde doğabilirim, Rönesans döneminin çılgın denizcilerinden birinin eşi olabilirim.Belkide bir şeyler keşfetmeliyim...
Fakat bu zamanda olmak istemiyorum.İstemiyorum....
Şu doktor bana da rastlasa ya, atla Tardis'e gidelim uzaya dese,giderim ben onunla,hiç sorun olmaz hiç...=)...

2 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

Rüyamda bu sahneyi görmüştüm. Bu sayfayı okuduğumu yani Çok garip hissediyorum şuan :)

hanifee dedi ki...

haha, ne tuhaf...